Feza.Net

Kimler oruç tutmayabilir?

Posted by admin | Ramazan ve Oruç | Çarşamba 11 Ağustos 2010 23:37


Sonsuz merhametin sahibi ve bağışlayıcı Rabb’imiz, bütün sene boyunca verdiği nimetlerine karşı serbest bıraktığı biz kullarını, bir aylık oruç ibadetiyle mükellef kılmış, hem sıhhatlerini kazanmaları hem de sahip oldukları nimetlerin farkına varmaları için günahların affına sebep olacak bir irade imtihanına tüm kullarını tabi tutmuştur. (daha fazla…)

Ramazanda Orucun Faydaları

Posted by admin | Ramazan ve Oruç | Çarşamba 11 Ağustos 2010 23:31

Cenab-ı Hak yer yüzünü bir sofra haline getirmiş. Her çeşit nimeti o sofraya dizmiş. Sayıya gelmeyecek, bitip tükenmeyecek kadar bolca vermiş.

Yüzlerce çeşit sebze ve bunlardan yapılan tencere ler dolusu  yemekler.

Yüzlerce tür meyva; üzümü muzu, elması armudu, eriği şeftalisi, kavunu karpuzu, bahçeler dolusu. Ağaçların elleriyle elimize sunulan nimet içinde nimetler. (daha fazla…)

Ramazan 2010

Posted by admin | Genel | Salı 10 Ağustos 2010 18:55

10 Ağustos Salı gününü, 11 Ağustos Çarşamba gününe bağlayan gece 2010 yılı Ramazan ayı başlıyor. Yani Çarşamba günü kısmetse ilk orucumuzu tutacağız. Şimdiden, Allah tuttuğumuz oruçları kabul etsin diyoruz. (daha fazla…)

Mecusi’yi Ramazana Hürmet Affediyor

Posted by admin | Ramazan Hikayeleri | Salı 10 Ağustos 2010 04:04

Bir Ramazan günü idi. Müslüman mahallesinde oturmakta olan ateşe tapan bir Mecusi’nin küçük çocuğu Müslümanların arasında ekmek yiyordu. Hemen babası çocuğun bu halini fark etti:

-Oğlum Müslümanların arasında yemek yenir mi onlar bu günlerde oruç tutarlar onlarca muhterem günlerdir, diyerek çocuğu azarlayıp eve gönderdi.

Her faninin başına gelen ölüm O’nu da alıp götürdü ölümünden sonra şehirde bulunan bir Allah dostlarından birçoğu Mecusi’yi rüyalarında cennet’te gördüler. Halbuki hayatında Allah diye ateşe ibadet eden bir kimsenin, cennete girmesi adli ilahiye mugayirdi. (daha fazla…)

Ebubekir (r.a.) Oruç Açıyor

Posted by admin | Ramazan Hikayeleri | Salı 10 Ağustos 2010 04:00

Hazreti Ebubekir kavurucu bir yaz günü oruç tutmuş ve akşam iftar sofrasında sadece bir tas soğuk su vardır İftar vakti gelince soğuk su ile orucu nu açmak için bardağı ağzına götürdü. Fakat bardağı ağzına götürmesiyle bırakması bir oldu. Ve hıçkırıklara boğuldu bir oldu. Yanındakiler Hz. Ebubekir’in bu haline bir anlam vermediler. Hz. Ebubekir kendine gelince neden bir anda hıçkırıklara büründüğünü sordular.

Hz. Ebubekir şöyle cevap verdi:

Bir gün Allah Resulü (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ile otururken eliyle hareketler yapıyordu. Sanki karşısında birisi varmış gibi ona git diyordu sordum.

-Ya Resullailah elini iter gibi hareket yapıyordunuz? Diye sordum.

Şöyle cevap verdi; (daha fazla…)

Beşikte Oruç

Posted by admin | Ramazan Hikayeleri | Salı 10 Ağustos 2010 03:57

Abdulkadir Geylani Hazretleri, henüz iki-üç aylıkken görülen kerametlerini annesi söyle anlatır:

“Oğlum henüz birkaç aylıktı. Mübarek Ramazan ayı geldi. Birinci gün şafak söktükten güneş batıncaya kadar bütün gün hiç süt emmedi. İkinci gün de ayni durum tekrar edince anladım ki Abdulkadir oruç tutuyor.

İkinci sene Şaban ayının sonuna doğru hava fazla bulutlu olduğu için halk Ay’ı göremedi. Ramazanın başlama tarihini tespit edemediler. Abdulkadir’in bu meziyetini bilenler hemen annesinin yanına gidip onun süt emip emmediğini sordular. Gerçekten o gün Abdulkadir şafaktan beri süt emmemişti. Daha sonra o günün ramazanın birinci günü olduğu anlaşıldı.

Beşikteyken oruç tuttuğunu şu beyit ile dile getirir.

“Başlangıcım şöyleydi, dillerde söylenirdi.
Beşikteyken oruçtum, bunu herkes bilirdi.

Allah ona ayağını veli kullarımın omuzlarına koy derken sebebi bu olsa gerek.

Kaynak: Orucu Yaşayanlar, Salih Büte, Kayıhan Yayınları, 2007

Ayeti Kerimenin indirdiği iftar

Posted by admin | Ramazan Hikayeleri | Salı 10 Ağustos 2010 03:55

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin küçük yaşta hastalanırlar. Hz. Ali ile Hz. Fatıma çocuklar iyi olunca, ikisi de oruç tutar. Birinci gün, iftar için hazırladıkları yemeği, o esnada kapılarına gelen yetimlere vererek, iftar etmeden, ikinci günün orucuna başlarlar. O  akşam iftarlığını da, yine o saatte kapıya gelip, (Allah için bir şey verin!) diyen fakir ve miskinlere verdiler. O gece de, iftar etmeden, üçüncü günün orucuna başladılar. O akşam dahi, kapılarına gelen esirleri boş çevirmemek için iftarlıklarını bunlara verdiler.

Bunun üzerine, Ayet-i Kerime indi. Ayet-i Kerimenin Meal-i Alisi şöyledir:

“Bunlar, adaklarını yerine getirdiler. Uzun ve sürekli olan kıyamet gününden korktukları için, çok sevdikleri ve canlarının istediği yemekleri miskin, yetim ve esirlere verdiler. Biz bunları, Allahu Teala’nın rızası için yitirdik. Sizden karşılık olarak bir teşekkür, bir şey beklemedik, bir şey istemeyiz dediler.  Bunun için, Cenab-ı Hak, onlara Şarab-ı Tahur içirdi.”
(insan, 7-9, 21)

Kaynak: Orucu Yaşayanlar, Salih Büte, Kayıhan Yayınları, 2007

Sonraki Sayfa »